6 Temmuz 2026 Pazartesi

Herkesten Vazgeçebilirim

Herkesten vazgeçebilirim, hatta senden bile. Yokluğu düğümlenebilir boğazıma ama herkesten vazgeçebilirim.

Hissettiklerimin bir başkasıyla ilgisi olmadığını anlayalı uzun zaman oluyor, anlayacağın bu cümlelerden başka anlamlar çıkmıyor.

Kalbimin bir odası mezarlık, bütün hayal kırıklıklarım orada yatıyor.

Zaman boşuna akıp geçmiş gibi, kim bilir o da benden neler beklemişti. Ne tuhaf değil mi her şeyin hep senden beklenmesi?

Eksilttiğim sadece benden bir şeylerdi. Bu muydu olması gereken ya da doğru olan neydi? Bütün suçları üstlenip bana benzemeyen ve benden olmayanları yanımda taşımaya devam etmek miydi?

Düşersem kaldıramaz beni hiç kimse. Seversem vazgeçemez, üzersem affedemez, kaçıp gidersem geriye döndüremez ve bir hain yıldız tozu bendeki cevheri örtemez.

Yok musun artık? Sensiz de varım. En vazgeçilmez yanımdın, en büyük dayanağım, öyle sandığım. Yanılmışım, bunu yıllar sonra anladım.

Şimdi herkes kendine has tutacak yasını ve bir diğeri için öldüğü günü bilmeyecek.

Kader

Nedir kader? Olması gereken mi yoksa zorla oldurmaya çalıştığımız şey mi?

Her şeyin bir sebebi var mı? Nereye yaklaştıracak bizi bu sebep, olmak istediğimiz yere mi yoksa olmaktan nefret edeceğimiz bir hale mi?

Her şey oluyor, kendiliğinden. Elbet sonrasında olana bir sebep de buluyoruz.

Bir soru sorsam bin cevap bulurdum ama o cevaplar aradıklarım olur muydu, bak orası bilinmez.

İçinden çıkamadığı her halin mecburu mudur insan? Mecbur olmak da bir seçim midir yoksa?

Bir cevap aradım ama bulamadım ben. Bulamadığım her cevapta başka bir soruya kaçtım.

Bir cevap aradım, inan çok aradım ama bulamadım. Sonunda nereye ulaştığımı sorarsan bana, inan anlasaydım mutlaka anlatırdım sana.

İçimi sıkan kader mi yoksa kendime yüklediğim bu anlamsız keder mi?

Şimdi gülmeliyim, bana yakışan bu, öyle söylüyorlar, tam da olması gerektiği gibi.

Ama ne olursa olsun üzülmene üzülürüm. Nereye gidersem, nerede olursam olayım senden gelecek her şeyi duyarım. Göremediğin her şeyi görürüm sende.

Artık özgürüz bak. Hadi sen de gülümse.

Tanrı’nın Eli

Bir süredir ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Bir şey söylemeli miyim onu da bilmiyorum. Susmalıyım diyorum ve susuyorum.

Bir süredir bir rüyanın içindeyim. Ben mi yaptım tüm bunları yoksa bize Tanrı'nın eli mi değdi bilmiyorum. Belki de farklı kelimeler kullanıp hep aynı şeyi söylüyorum.

Bir süredir farkındayım, sen de farkında mısın bilmiyorum. Sana hiç sormuyorum ve aramıza herkesin söyleyeceği türden cümleler koyuyorum. Anlıyor musun bunu, aslında ben susuyorum.

Yürüyorum, denizi görüyorum. Yürüyorum ama kaçamıyorum Artık bir yerlere sığmıyorum, sığamıyorum.

Yürüyorum, kendime doğru. Başka türlüsünü yapamıyorum. Susuyorum ve içimde tohumlanıyor yeni cümleler. Bir gün nereye dokunacaklarını bilerek gidip sayfalara yerleşecekler.

23 Haziran 2026 Salı

Döngü

Bugünün tekrarının olmayacağını bilmek ne tuhaf ya da bütün günler birbirinin tekrarı mı?

Bir ölümlüyüm oysa ben, dünya bir tek benim için yaratılmadı.

Benden önce her şeyi anlamlandırmaya çalışan benim gibi insanlar gelip geçtiler ve hepsi unutuldular.

Neydi o halde yaşamın amacı?

Bir su gibi akmak mı sadece, yerini bulmak umuduyla?

Donmak mı, ısınmak mı, yanmak mı, halden hale geçip yine de o eksikliği giderememek mi?

Çözülmemiş her şey bir benzerini mi yaratır sonraları ve çözemedikçe daha mı çok bağlanırız o kördüğüme?

Her şey çok basit değil mi aslında, onu karmaşıklaştıran biz değil miyiz?

Bazen iki kelime yeterliyken onlarca kelimeyle hiçbir şey söyleyemediğimiz zamanlarda zaman da bize gülüyor mudur acaba?

Okuyamadıysak bu bizim eksikliğimizdir, o apaçıktır oysa.

Hakikat

Eksik olan sendin ey karşımdaki. Zaman hakikatti, kendini uyuttun. Susman gereken yerde çok konuşup konuşman gerektiğinde hep sustun. Sendin aymaz, sendin eyyamcı.

Aldın mı yükünü, taşıyıcısı mısın günahkâr düşüncelerin? Aklın kirada mı yoksa ağır mı geldi sana bildiklerim? Elzemi bilmez insan, kendini de bilmez misin?

Sen ki düşündüğünü düşünebilen varlık, düşlerinden düşerken ayakların basmaz mı yere? İnsan kaç kez düşebilir ki dönüşsüz bir seyre?

Garibin öyküsü değildir hayat. Sen ki hayal bile olamazsın. Kuru, yan, yok ol dese biri küllerinden doğamazsın. Ziyanısın tüm zayıflıkların, ziya sanmıştı seni karanlıklarım.

Korkusuz bir ecel, vakitsiz bir tecelli, fiilsiz bir suç, dualardan beklenmeyen sonuç gibisin. Öksüz bıraktığım kelimeler hükümsüzlüğünü ilan etsin.

20 Haziran 2026 Cumartesi

Kendime Doğru

Kendime doğru bir yolculuk yapıyorum. Dün pişmandım, bugün rahatça, farkında olarak alıyorum her nefesimi.

Aydınlık ve karanlık odalara açılan kapılardan geçiyorum. Vicdanımı dinliyorum bir tek giderken, sonrasında kendimle savaşmadığım her ayrılığın bana iyi geleceğini biliyorum.

Acıları yem yapan doyumsuz insanları izliyor ve ölümlerini düşünüyorum. Bir tabutun içinde çabucak kurtulmak istenen yıpranmış bir eşya gibi gidişlerini ve unutuluşlarını.

Zanları bırakıp gerçeklere daha sıkı sarılıyorum. İyi geliyor, sana da tavsiye ediyorum.

Gülümsüyorum, hem de düşündüğünden daha fazla. Merdivenleri çıkıyor ve kendimi biraz daha büyütüyorum.

Bir de sen gelmesen rüyalarıma. Çok şey mi istiyorum?