30 Nisan 2026 Perşembe

Bach ile Uyanma Terapisi

Yine dünyanın pek tatlı zamanlarından geçmiyoruz. Rahatını kendi elleriyle, yaptığı seçimlerle kaçıran insanın geçmişe bakıp ders almadığını görmek ne üzücü değil mi?

O, atalarının yiyemediği yiyecekleri yiyor, binemediği arabalara biniyor, gitmediği tatillere gidiyor, elindeki telefonla dünyanın diğer ucundan haberdar oluyor ama hâlâ istiyor, bir türlü doymuyor.

Hayatı güzelleştiren şey az ya da çok sahip olduklarımızla kendi mutluluğumuzu inşa edebilmek. Başkalarının mutluluğuna bakıp onlar adına sevinmek de herkesin harcı olmadığına göre dışarıya ne kadar çok bakarsanız hayattan daha az keyif alıyor ve iç huzurunuzu bir yerlerde kaybediyorsunuz.

Sabahları Bach ile uyanıp filtre kahve içmeden kendine gelemeyen var mı aramızda? Peki, Türkçe müziği küçümseyip batsın bu dünya ile eğlenen var mı?

Kim kimin ilham perisi? Kim yarattı küçük dağları? Kim riyakâr kim samimi?

Hayat olanlar ve olmayanlara rağmen akmaya devam ediyor. Ve bizi hep aynı yerden sınayıp hep aynı soruları soruyor.

Söyle; kim yalancı kim sahici?

23 Nisan 2026 Perşembe

Kuzey Yıldızı

Çok masal yazdım
Çok masal okudum
Bazılarını kendime sakladım
Bazılarını dünya âlem duysun istedim.

Hayaller ve gerçeklerin apayrı dünyaları vardı
Her şeyin farkındaydım
Bazen yanıldım ama çoğu zaman onları birbirinden ayırdım.

Bilgiye sahip olmak yeterli değildi
Özümsemedikçe, yaşamadıkça bilgi de bir hiçti
Her şeyi biliyorum dediğim gün yeniden öğreneceğimin farkındaydım
Ama açıktım buna
Büyük sözler evrene gönderilen bir davetti.

İnsan bir gün yolunu kaybederse ne yapmalı?
Ağlanıp sızlanıp suçu başkalarına mı atmalı?

Belki de her insanın bir kuzey yıldızı olmalı
Ne zaman kaybolduğunu düşünse
Gökyüzüne bakıp onu orada bulmalı

İnsan bir gün yolunu kaybedebilir
Kanatları kırılabilir, uçmayı unutabilir
Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlayamayabilir
Öyle karışır ki aklı kendinden geçebilir.

Her insanın bir kuzey yıldızı olmalı
Başını her gökyüzüne kaldırışında onu orada bulmalı
Her göz kırpışında hakikati görmeli
Gösterdiği yönün dosdoğru olduğuna kalbiyle inanmalı
Ve düşerse bir gün
Başını kaldırıp gökyüzüne bakacak takati kalmazsa
Onu rüyalarında bulmalı:

 “Bir gün yolunu kaybedersen
 Nasıl başladığımızı hatırla…”

5 Nisan 2026 Pazar

Çok Uyuduk

Çok uyuduk, hadi artık uyanalım.

Ağzımıza çalınan bir parmak balın bıraktığı burukluk tarihe karışırken parmak ucunda yürümeyi öğretti hayat bize. Evimize girip çalanları, yetmeyen akıllarıyla akıl dağıtanları, bedelini ödemedikleri hayatlara ortak olmaya çalışanları, tembelleri, kolaycıları, görmezden geldiğimizi görmediğimizi zannedenleri, özgünlükten bihaber tutsakları besledik durduk yıllarca bahçemizde.

Seni seviyorumun tek bir anlamının olmadığını, kusurları yüze vurmamanın herkes için aynı anlamı taşımadığını, mütevazılığın, insanlık saydığımız şeyin aptallıkla ilişkilendirildiğini, samimiyetin bazı bünyelerde alerjik reaksiyona yol açtığını, sevinçlerin göze battığını, mutsuzluğun bazı yüreklere su serptiğini görünce bütün kapıları kendi ellerimizle kapadık. Bahane arayanlara kolayca arkamızı döndük ama asla saklambaç oynamadık. Ebe olup bine kadar saymadık. Zevk almayacağımız oyunları sildik attık.

Çok soru sorduk ama bütün cevaplar yanlıştı. Durduğu yer, baktığı pencere, giydiği elbise, kullandığı kalem hiç onun olmadı. Hep ikmale kaldı ama ruhu duymadı.

Saman altından su yürütenlerin samanlarını sel alıp götürürken zaman fazlasıyla heba olmuştu ve artık geriye dönüş yoktu.

Çok üzüldük, hadi biraz mutlu olalım.

Çekirge

Sen beddua ettin diye kahrolmaz dünya ve iyi niyetlerini tespih yaptığın dualarınla değişmez insan.

Çizilmiş sınırlarının içinde, önceden hazırlanmış oyun paketlerinden birine dahil edilir, oynamana izin verdikleri sürece oynar, nefes aldığın sürece yaşadığını düşünürsün. Tam da istedikleri gibi…

Ama üzülme, senden daha beterleri var. Bunlar yani oyunları ciddiye alanlar, yaşamın sonsuz olduğunu düşünüp kırılgan tırnaklarını kayıp giden toprağa geçirmeye çalışırlar. Hem aptal, hem doyumsuz, hem ikiyüzlü, hem de bencil ve duyarsızdırlar.

Kimselere teslim olmaz dünya ama onlarınmış gibi davranıp şımarıkça zıplar dururlar üzerinde.

Oyunun renkli yüzüne kapılıp birer denek ve oyuncu olduklarını unutmuşlardır.

Hadi bakalım, sahibin senden sıkılıp üzerine basana dek zıplamaya devam et çekirge!

Ölümü Unut

Eskiden dünyanın hali ilham vericiydi. Ama artık o kadar iyi tanıyoruz ki birbirimizi, o kadar çok deştik ki örttüklerimizi birbirimizden kaçmak istiyoruz.

Hadi ölümü unut. Kazanmak için her yolu mubah say, diğerlerini uyut.

Ama karanlığın vurdukça yüzüne, saklanamayacaksın. Kendi cehenneminde boğulanlardan olacaksın.