Birkaç kelimeye takıntılı geçiyor bu son dönem. Bu son dönem dediğim uzun birkaç yılı kapsıyor. Öyle sancılı geçiyor ki bazı günler silkindiğinde, kurtulduğunda kaybedilmiş bir şeyi arar halde buluyorsun kendini. En yakında olanı bazen en uzaktaymışçasına özlüyorsun. Herkesi yargılıyor ve en çok kendini yoruyorsun.
İnsan en çok kendinden kaybediyor. Zamandan yiyor ve zamanı kıskanıyorsun zamanla...
Zamanın üstüne insanları, insanların üzerine zamanı koyarak duvarlar örüyorsun kendine; sığınacak bir çatı arıyorsun. Depremler var elbet,taarruzlar var hayatın içinde; göz ardı ediyorsun. Daha ne kadar dayanır ki duvarların? Seni kendinden korumaya yetecek mi sessiz duaların?
Sen bir başkası gibi izliyorsun şimdi kendini. Sen ve başka başka senler daha. Bu da oyunun bir parçası biliyorsun. Sahnenin hem içinde,hem dışındasın. Suflörsün bazen bazen de bir oyuncu. Bu illüzyona hapsolup yorma güzel gözlerini. Kalbini aç sonsuzluğa...
1 yorum:
yazdıklarını büyük bir merak ve heyecanla paylaştım. Tam da insan dilinden konuşmuş kalemin, söylendiği gibi kağıda akmış..
Kısık bir lambadan çıkması beklenmeyen parlaklık gibi gün gibi açık seçik anlaşılır ve çok içerden olmuş. Saklambaç oynayan halimizi anlatır satırlar..
her biri yaşadığımız fakat çoğu zaman dile gelmemiş hikayelerimiz gibi. Okudum... Okudum... Tadı damağımda kaldı inan.. Yüreğine kalemine sağlık.
Yorum Gönder