24 Mayıs 2012 Perşembe

Suskun

Her gönül bir gün suskunluğa müptela olur. Kimi günlerce sürer, kimi aylarca. Kimi sever de söylemez, kimi sevildiğini bilmez. Kimi ölür de, kimselere diyemez.

Yumurtayı en çok rafadan sevdim ben. Kimseye göre değişmedi sevme şeklim. Diğer hallerini de sevdim elbette ama rafadanı diğerlerine tercih ettim. Hep bildiğim gibi sevdim ben, içimden geldiği gibi.O yüzden içten olmayan şeylerle karşılaştığımda soğuyuverdim. Kolay sevmedim, sevemedim. Birilerine göre şekillenmedim, şekillenemedim. Kendimce doğrularım oldu ama doğrularım başkalarını üzsün istemedim. Doğru neydi ki zaten? Benim doğrularım herkese göre doğru muydu? Hepsini bıraktım bir tarafa; eksik bir cümle, yalanlarla süslü yapay sözcükler veya doğruluğunu iddia ettiğiniz şeyler gerçekten sevmenin yerini tutabiliyor muydu?

Bugün, bir gün daha eksiliyor hayatımdan. Diğer günlerden farkı ne henüz bilmiyorum. Bugün bitecek ve sonra yarın gelecek. Yarınlar birer birer eksilecek sonra hayatımdan.

Bugün kandil. Uzun zamandır sabaha kadar dua etmediğimi fark ettim bunları yazarken. Gözlerimi dolduracak nefsani şeyler bulmuşum da Sana uykularımı feda etmemişim. Bu dinginliğe öyle ihtiyacım var ki şimdi; saatlerce ağlamaya,okumaya,benimle konuştuğunu hissetmeye ve inanmaya. Hem doğruyum,hem yanlış; hem zorlayanım,hem kolaylaştıran;hem hiddetliyim,hem şefkatli;hem ilkim hem son;hem zarar verenim hem iyilikler yapan. Ben Senin isimlerinle şekillenirim velhasılıkelam...

Bir gece bir dua göndermiştin Sen bana, suskunum şimdi ben beni her zorlayana. Kendimi tutamadığım anlar için ise sığınıyorum affına.

Hiç yorum yok: