Adın ne senin diye sordu. Düşündüm, adım neydi benim? Kaç adım vardı bir çırpıda söyleyemeyeceğim? Hepsini söylesem ürkerdi. Birkaçını söyledikten sonra sustum, gülümsedim -içten bir gülümseme korkuları uzaklaştırırdı değil mi?- ve onu dinledim.
Çok oldu birbirimizden yiyeli diyordu yüzünü döndüğü gölgesi. Arkasını döndüğü her şey ağız birliği etmişçesine söyleniyordu ardından. Arkanı dönmek yetmiyor diyordu gülümseyen gözleri. Senin adın ne dedim.
Kısa süreli bir sessizlik uzunca bir hüzne mi işaret ediyordu diğer tarafta. Sorular neden azalmıyordu biz azaldıkça?
Acın ne senin diye sordum dizlerinin üzerine çökmüş haline. Düştüm dedi, canım yandı. Görmüştüm düştüğü yeri söyleyemedim. Düştüğün her çukuru sen kazmışsın diyemedim. Gittim ve yara bandı getirdim. Canı biraz daha yandı, biraz daha, biraz daha. Ama geçecekti.
Her acı unutulurdu elbet, bütün yaralar geçerdi.İyi olacaksın dedim. Uzandı, bir masal okudum ki masal anlatmakta pek de iyi değildim.
Bir yara daha açmak ne kolaydı oysa, bir çukur daha kazmak, bir masal daha yazmak.
Uyudu, uyudu, uyudu günlerce ve yola koyulduk sabah olunca, nereye gideceğimizi bilmeden.
31 Ocak 2013 Perşembe
29 Ocak 2013 Salı
Tek Başına
İnsan nasıl da tek başınadır şu dünyada. Kabullenmek istemesek bile bu maalesef böyle. En yalnız, en biricik, en kırılgan haliyle bir başınadır insan. Bütün tutunacak kavramların yerle bir olduğu andır şu an.
Gerçek sizi, sizi mutlu edecek, eden hallerinizi,isteklerinizi, çocukça sevinçlerinizi görmek hoşlarına gitmez insanların. Hele ki bu insanların sizden beklentileri varsa mümkün olduğunca onların istediklerini yapmanızı, onlara göre yaşamanızı, kendinizi ertelemenizi içleri sızlamadan hatta bunun farkına varmaktan kaçınarak beklerler ve bu onların normali olur. Bu tür insanlardaki anormallik size de normal gelmeye başlayabilir bir süre sonra. Sevmek fedakarlıktır ya isteklerinizden vazgeçmeyi sevginin gereği zannedebilirsiniz.
Zaman içinde bu halin size verdiği zararlarla yüzleşmeye başlarsınız. O anda bir çırpınış başlar içinizde. Hayıflanmalar ve uzaklaşma çabaları. Bu halden kaçış pek kolay olmasa da bunu yapacak tek kişi sizsinizdir. Kimse size bu hususta destek olmayacağı gibi köstek olmaya çalışan çok olacaktır. Kişinin tek dostu kendisidir. Bunu ne kadar erken anlarsa o kadar iyidir.
İnsan içini açmamalıdır öyle herkese, belki de hiç kimseye. Dilinizden samimiyetle ve anlaşılmak isteğiyle çıkan sözler günü geldiğinde sizi daha çok yaralamak için muhafaza edilir. Ne kadar anlayışlı,sabırlı ve insanların yaralarına duyarlı olursanız bunları yaşamaya o kadar yakın olursunuz. Yaralar yeni yaralara maya olmak için bekletilirler bir kuytuda. Yeni insanlara dağıldıkça,daha fazla can yaktıkça o yara, yaranın sahibi biraz olsun rahatlıyordur belki.
Nasıl da tek başınayız şu dünyada ve bu düalitenin içinde barışı sağlamak için nasıl da savaşmak zorundayız. Ne acı!
Gerçek sizi, sizi mutlu edecek, eden hallerinizi,isteklerinizi, çocukça sevinçlerinizi görmek hoşlarına gitmez insanların. Hele ki bu insanların sizden beklentileri varsa mümkün olduğunca onların istediklerini yapmanızı, onlara göre yaşamanızı, kendinizi ertelemenizi içleri sızlamadan hatta bunun farkına varmaktan kaçınarak beklerler ve bu onların normali olur. Bu tür insanlardaki anormallik size de normal gelmeye başlayabilir bir süre sonra. Sevmek fedakarlıktır ya isteklerinizden vazgeçmeyi sevginin gereği zannedebilirsiniz.
Zaman içinde bu halin size verdiği zararlarla yüzleşmeye başlarsınız. O anda bir çırpınış başlar içinizde. Hayıflanmalar ve uzaklaşma çabaları. Bu halden kaçış pek kolay olmasa da bunu yapacak tek kişi sizsinizdir. Kimse size bu hususta destek olmayacağı gibi köstek olmaya çalışan çok olacaktır. Kişinin tek dostu kendisidir. Bunu ne kadar erken anlarsa o kadar iyidir.
İnsan içini açmamalıdır öyle herkese, belki de hiç kimseye. Dilinizden samimiyetle ve anlaşılmak isteğiyle çıkan sözler günü geldiğinde sizi daha çok yaralamak için muhafaza edilir. Ne kadar anlayışlı,sabırlı ve insanların yaralarına duyarlı olursanız bunları yaşamaya o kadar yakın olursunuz. Yaralar yeni yaralara maya olmak için bekletilirler bir kuytuda. Yeni insanlara dağıldıkça,daha fazla can yaktıkça o yara, yaranın sahibi biraz olsun rahatlıyordur belki.
Nasıl da tek başınayız şu dünyada ve bu düalitenin içinde barışı sağlamak için nasıl da savaşmak zorundayız. Ne acı!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)