5 Nisan 2012 Perşembe

Sıkıntı

Bazen sizin de sıkıldığınız oluyor mu her şeyden; hatta kendinizden bile? Bütün cümlelerimi yutmak ve sadece yazmak istiyorum o anlarda. Kendime tahammül edemiyorum, örneğin şu an. Lakin neyi eksiltsem neyi çoğaltsam doğru cümleyi kalemimden çıkaramayacağımı da biliyorum. 

Cyrano ilan-ı aşk ederken kuzenine nasıl da acılar çekiyordu kimbilir. Benim çektiğim sıkıntı yanında hiç kalır elbette. Şimdi oturup Dante ile Cyrano ile Oğuz Abi ile sohbet edeyim istiyorum. Yahu hayat şöyle de bir şeydir aslında desinler bir bana. Bir şey daha öğreneyim, bir basamak daha çıkayım. İçimi rahatlatayım istiyorum. 

Can Baba gelsin sonra, yeni bir şiir yazmış olsun, kimse o şiiri okumamış olsun. Elektrikler kesilsin sonra, birkaç mum yakalım. Nazım gelsin, Piraye'sini anlatsın, Can Baba da ona Güler'i anlatsın. Ben de anlatayım sonra, sıkıntımı söyleyeyim, gülüp geçelim birlikte. Gülüp geçilecek şeylere sıkıntılandığımız için tekrar tekrar gülelim. Yeniden doğsunlar benimle birlikte, gülümserken bırakayım onları orada. 

Hayat böyle de basit bir şey aslında. Gülüp geçilecek kadar, mutsuz olunamayacak kadar kısa. Bunu bile bile yapamadığım anları düşündükçe kendime yine de kızamıyorum. Ama yapma diyorum, bunu yapma! Kalbini temizle, ruhunu dingin tut, içini ferah tut... Bazen sözler de nafile.

3 Nisan 2012 Salı

Dalga

Yine bir dalga geçesim var hayatla.Yoksa o mu benle geçiyor? Anlayabilirsen anla!

Biz oyun çocuklarıydık hala.Tam büyüdük derken bir baktık ki aynaya, olamamışız ahla vahla.

Hem neden olacaktık ki? Hayat, ahlama, vahlama, keşke deme, aman gitme deme, dur deme, kaybettim deme, tüh deme şeysi değil miydi? Bir gün kulağından tutuverdi biz çocukları, şöyle bir kenara çekiverdi. Canım yandı, söyledim ama bir daha çekti.

Halbuki annem hiç çekmemişti kulağımı, babam hiç bilmemişti serzenişimin manasını. Küçüktüm, büyüyemedim, büyüdüysem hiç bilemedim, hem zaten küçüksen gelme dedi(!). Olmuşu gelsin dedim, sen olmuş musun dedi. Olmamışsam oldur dedim, bir tokat da benden olsun dedi. Bilemedim ben bu işi dedim, bilmen gerekmiyor ki kaderini yaşa dedi. Niye ben de herkes gibi olmadım o zaman dedim, sustu bir şey söylemedi.

Git dedim geldi, gel dedim hızlıca kaçıverdi.Dur dedim, durmam dedi, başka yol bilmem dedi, geriye dönmem dedi.

Tut şu çocuğun elinden, bir şey öğret ona! Yol bilmezse yol göster, dil bilmezse sözünden ver, sevmek isterse sevginden ver, kalmak isterse kalbinde yer ver, uyumak isterse göğsünü göster, tutmak isterse elini ver dedim gülüp geçiverdi.

Yolda olmayana sağdan gel diyorsun, soldan gelse de fark etmeyecek biliyorsun.