26 Temmuz 2012 Perşembe

Melek

Geçen haftaydı sanırım melek ile karşılaşmam. O da bizim gibi bu dünyaya getirilmiş bir insan evladıydı. Ama karşılaşmamız beni sinirlendirip isyan ettirecek kadar vahim bir gazete haberiyle olmuştu. Belli ki o bizim kadar şanslı değildi; yaşadığı coğrafya, doğduğu ve evlendirilip gönderildiği aile itibariyle...

Bugün öldüğünü okudum yine aynı gazetelerden. İçim sızladı,gözlerim doldu ve yazmak istedim bu satırları. Bizlerin yapabileceği şiddete seyirci kalmamak ise sadece, bunu yapmalıyız. Daha fazlasını yapacak güce sahipsek ve bunu yapmamışsak/yapmıyorsak da en az bunu yapan ve buna seyirci kalanlar kadar sorumluyuz. Bu kendi halinde blogdan yükselen isyan belki çok az kişiye ulaşacak ama şu noktada bence mühim olan kalben o yolda, o isyankar yüreklerle bir olabilmektir.

O acıları yıllarca bedenen ve ruhen çeken biz olmadığımız için anlamazlıktan gelmeyelim bu küçük kadını ve rahat, eğlenceli,umursamaz hayatlarımıza ara verelim biraz. Ya siz çekseydiniz onun çektiklerini ya da en sevdiğiniz? Düşüncesi bile tüyleri diken diken etmeye yetiyor değil mi?

Şiddetin her türlüsüne karşıyım. Haklı veya haksız öfkelensem biraz, sesim yükselse,dilim değişse sonrasında kendime kızarım. Elbet insanlar bizi öyle dayanılmaz noktalara getiriyorlar ki bazen sesimize,sözümüze hakim olamıyoruz. Hepsi fazla hepsi. Ama herkes böyle düşünse bu kadar büyür mü sorunlar?

Balığın baştan kokmadığı bir dünyada yaşamak hepimizin isteği diyemiyorum çünkü biliyorum ki benim gibi düşünmeyen bir sürü insan müsveddesi var. Şiddetten nemalananların, bizim acımasızlık addettiğimiz şeyler doyumsuz iştahlarını kabartıyor sanırım. Gittikçe artan şiddet, gittikçe sessizleşen insanlar, görmezden gelinen haksızlıklar ve alın size aranan toplum!..

Melek sonsuz bir uykuda şimdi. Şimdi yaşadığından daha rahat ve huzurludur umarım. Bir meleği öldürmenin cezası ülke sınırlarımızda ne olur meçhul, olur mu o da meçhul. Ama Allah nezdınde cezasız kalmayacaktır inşallah.







Hiç yorum yok: