Biz bu kandırmacanın hangi tarafındayız şimdi, inan bilmiyorum dostum. Tek bildiğim bakınızlı cümleler kurmaktan imtina ettiğim.
Sen ve ben bir kurmacanın içinde, kandırmaca oynayarak bulmacanın eksik cümlelerini tamamlayacağımızı sanmıştık belki. Ah ne yazık ki bu bulmaca hep eksik kalacak dostum. Sen ve ben hep eksik kalacağız.
Bir halüsinasyonun görünmeyen çeperlerine vurdukça kaçacaksın belki kendinden. Bir daha rüya görmemek için hiç uyumayacaksın. Bir daha hiç sanmayacaksın, hiç kandırmaca oynamayacaksın. Bir kelime daha bulamayacaksın bir boşluğu doldurmaya.
Kaç nefer bir aşk ediyor dostum? Kaç nefes aşktan bihaber sonlanıyor? Kaç göz gözlerinin feri oluyor? Kaç dostum kaç!
Yol uzadıkça dönüş yolu da uzuyor dostum. Kitaplar, filmler, şiirler, sözcükler çoğalırken azalan ne oluyor? Neden hep azalır ki insan dostum? Bütün bu kitaplar, filmler, şiirler, aforizmalar neden çözemez ki bizim sırrımızı? Neden çözmeye çalıştıkça uzaklaşır senden kaderin? Neden doğru yolu buldum derken, kendini koskoca bir yanlışın içinde buluverirsin? Yollar uzadıkça gitmek zorlaşır dostum, iyisi mi sen yol yakınken kaç.
Yol yakın mıdır diye hiç sorma bana. Kaç gidiş bir dönüş ediyor bizim kurmacamızda, kaç bilet kestim kendimden çok uzaklara?
Hayal meyal bir otobüs penceresindesin şimdi sen. Başını cama yaslamışsın, kim bilir hangi düşlerin peşindesin. Her kurmaca bir kandırmacanın esiri oluyorsa sonunda, biz bu bulmacayı hiç çözmeyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder