14 Mart 2012 Çarşamba

İllüzyon

Bir illüzyonun içinde hayaller kuran çocuk; hayal içinde hayal deliliği çağrıştırmıyor mu?

Aslında kimsenin kimseyi tam olarak tanımadığı lakin tanırmış gibi yaptığı oyun bahçelerinden birinde tahterevalliye binerken ikimiz,farkında olmadan kararsız dengeyi ve oynaklığı öğrenmeye başlamıştık. Çocuktuk o vakitler,neyi öğrendiğimizden bihaberdik. Tahta salıncaklarda çığlık çığlığa sallarken seni, özgürce sallamayı öğreniyordum ben, kaydıraklarda ayak kaydırmayı öğrendin sen sonraları...Çocukluk ne masum şeydi değil mi?

Bir masum öpücük kondurmuştum dudaklarına. Çocukluk aşkı dedikleri bu olsa gerekti.
Dünyada bizden başka birileri yoktu o günlerde. Büyüdükçe azalacağını bilmediğimiz o cevher, içimizde pürneşe bir aşkın tohumlarını atıyordu.

Yollar zorunlu olarak ayrılırdı bazen. Bedenler ve ruhlar başka birilerinin kaderi olabilirdi. Bilmiyorduk elbet bunu o vakitler.O günlerde bilmediğim bir çok şeyi öğrenecektim zaman içinde;yalnızlığı,riyakarlığı,yalanları,aldatılmayı... Aşkın, aslında ne olduğunu anlamam da yıllarımı alacaktı. Ve yıllar sonra başka bir şey daha öğrenecektim:Sen başka bir bedende gelecektin bir gün bana!

Yüzümü sana dönmek özüme dönmekti benim için. Büyüdükçe anlamıştım, seni kaybettikçe,sana yaklaştıkça...

Bir illüzyonun içindeyim biliyorum ben. Hayal içinde kurulmuş bu hayal seni de çağırıyor mu?

Hiç yorum yok: