Ben kafiye düşünürüm
Sevgili bana der ki: Yüzümden başka bir şey düşünme!
Mevlana'dan bir alıntıyla başlıyorum bugün yazmaya. Mevlana şiirinde kafiyeye tutsak kalmanın şikayetindedir. Lakin sonra Sevgili tarafından tutsaklıktan kurtarıldığından bahseder.
Şiir pek okunur bir şey değil artık günümüzde. Oysa yaşamın en kısa yoldan anlatılışıdır şiir. Malum, çağ hız çağı. Ne biz yetişebildiğimizi düşünüyoruz zamana, ne de zaman durup bekliyor bizi. Her şeyi hızlıca yaşayıp tüketmeye alışan insanoğlu şiirdeki zerafeti algılayabilecek boyuttan çok uzaklaştı. Aslında bu dönemin kurtarıcısıydı belki de şiir. O naifliği yakalayabilmenin yollarından biri...
Kafiyenin tutsaklığından kurtulup Sevgili'ye ulaşan Mevlana gibi, hayatın bizi bağımlı kıldığı şeylerden kurtulmak ve kendini gerçekleştirebilmek zordur çoğu zaman. Bu bağımlılıklar bizi biz olmaktan etse de vazgeçemeyiz. Kendini bilmek için aleme misafir gelen insan, kendi olmaktan başka her şey olur bu düzende. Birilerinin sevgilisi,annesi,kardeşi,dostu,düşmanı; kendisinin ise sadece yalnızı olur.
Oysa şair tek yapması gerekenin bu olduğunu bilir. Gördüğünden,duyduğundan ötesini bilmek ister. Kalbe iner,aşkla çıkar. Alemi temaşa ederken ayna olur;ayrı olur,aynı olur. Şairin penceresindedir hayat. Bazen bir serzeniş bazen de bir dua olur.
Sevgilinin adını zikret gecelerce ;bir dua gibi,bir dilek gibi. O'nunla bil kendini, tavaf et aşkla alemi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder